Bilgimin kaynağı nereden geliyor? Bu bilgiyi söyleyen kimdir?

Bilgimin kaynağı nereden geliyor? Bu bilgiyi söyleyen kimdir?

Sıklıkla sosyal medyada çocukların gelişimi ve eğitimine dair paylaşımlar görüyorum. Hem mesleki meraktan hem de çok güzel gözlem imkanları sunduğundan kalabalık ebeveyn platformlarını oldukça faydalı buluyorum. Özellikle tecrübeli ebeveynlerin kıymetli deneyimlerini paylaştıkları sayfalar ihtiyacı olanların bilgiye ulaşması adına oldukça yararlı!
Ancak üzülerek söylemeliyim ki bu platformlarda yoğun bir bilgi kirliliği de mevcut maalesef! Tecrübelerin kişilere özgü olduğu çoğu zaman vurgulanmakta ve birçok insanın da bu ayrımı kolaylıkla yapabildiğini düşünüyorum. Fakat en büyük tehlike kendini uzman diye tanıtan şahısların “uzman görüşü” adı altında paylaştığı bilgiler… Bu yazıda sizlere uzmanları ve unvanlarını tanıtacağım.
Çok ama çok kritik bir soru: “Bilginin kaynağı nereden geliyor?”. Çoğu zaman dramatik sonuçlarla karşılaşmamızı önleyecek, doğru bilgiyi daha kolay sentezleyebilmemize neden olacaktır. Bilginin kaynağının nereden geldiği önemlidir. Bu bir kitap bilgisi de olabilir veya kişilerin tecrübeleri de… Bilgi kirliğinin içindeki fikirler en ama en çok tehlikeli olanlardandır. Kaynağı belirsiz, kulaktan dolma ve en önemlisi keskin ve değişmez doğrular içeren cümlelerden oluşur. Eğer bir cümle fazla kesin ve değişmez ise orada bir yanlışlık vardır. Çünkü çocuk gelişimine etki eden mizaç, bağlam, aile, kültür ve daha nice pek çok faktör bulunmaktadır ve bu değişkenlerin faklı farklı kombinasyonlarından doğan çok farklı durumlar vardır. Kitapların bile çok kesin konuşmadığı, olasılıklardan bahsettiği bir ortamda kesin ve değişmeyen bilgiden kaçınmak gerekir. Ortak benzerlikler olsa dahi her çocuk biricik ve tektir.


Bilginin paylaşımını yapan kimdir? Kişiler özellikle çocuk gelişimine dair kitabi bilgi paylaşarak bilginin kaynağının güvenilir olduğunu belirtmekteler. Bir de bilgi paylaşan ve uzmanlığı ile bilgisinin güvenilir olduğuna inandığımız kimseler var… Bunların bir kısmı unvanlı bir kısmı unvansız kimseler tarafından yapılıyor. Burada daha büyük tehlike unvandan geliyor. Kendisini çocuk gelişimci, pedagog, psikolojik danışman, aile danışmanı vb. unvanlarla tanıtan kimseler bu alanda bilgi sahibidir, paylaşımda bulunabilir. Peki, bu bilgilerin paylaşımını yapan kişi kimdir? Şimdi çocuk gelişimine dair uzmanların unvanları nasıl alınıyor kısaca ondan bahsedeceğim:

• Psikologlar: Üniversitelerin dört yıllık psikoloji bölümlerinden mezun olan kimseler “psikolog” unvanını almaktadır. Herhangi bir sertifika, eğitim sonunda bu unvan alınmaz. Psikoloji eğitimin devamında yine psikoloji alanında yapılan yüksek lisans eğitimi kişilere “uzman psikolog” unvanı almaktadır. Bu uzmanlık klinik alanda da, gelişim alanında da ve daha nicelerinde olabilir… (Merak edenler için: Psikolog kimdir, kime denir?) Burada çok ama çok kritik bir nokta bulunmakta. Türk Psikologlar Derneğince akreditasyonu (akreditasyon hakkında bilgi almak için buraya tıklayınız) yapılmamış üniversiteler çok farklı alanlardan mezun kişilere psikoloji alanında yüksek lisans yapma imkanı sunmaktadır. Fakat bu kimseler kendilerini tanıttıkları gibi sadece yüksek lisans boyunca aldıkları kısıtlı eğitimle “psikolog” olmamaktadır. Gerekli denetimlerin yapılmayışı, böylelikle bir uzman kirliliğine sebep olmaktadır. Uzmanınızın geçmişini araştırmakta fayda var. Yoksa hem verdiği bilgiler hem de yaptığı uygulamalar çocuğunuza zarar verebilir.

• Çocuk gelişim uzmanları: Üniversitelerin dört yıllık (bu kısım önemli, çünkü iki yıllık çocuk gelişimi bölümleri de mevcuttur) çocuk gelişimi ve eğitimi bölümü mezunu profesyonellerdir. Çoğu meslekte olduğu gibi lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamlamalarının ardından uzman unvanını kullanırlar.

• Psikolojik danışmanlar: Üniversitelerin Eğitim Fakültesine bağlı Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümlerinden mezun olan ve dört yıllık lisans eğitimi alan kimselerdir.

• Psikiyatrlar: Tıp fakültesinden mezun olup ardından dört yıllık psikiyatri uzmanlığını tamamlamış kimselerdir. Psikiyatr hekimler, ruhsal hastalıkların fizyolojik temellerine odaklanırlar ve reçete yazma yetkisine sahiptirler. Eğer tıbbı açıdan bir sorun var ise muhatabınız çocuk psikiyatrları olacaktır.

• Pedagoglar: Türkiye’de 1982 yılında çıkarılan bir yasayla pedagoji bölümü kapatıldı. Dolayısıyla kendisini pedagog olarak tanıtan kimselere şüpheyle yaklaşmanız için haklı sebepleriniz olacaktır.

Günümüzde, özellikle yurt dışındaki çeşitli üniversitelerde eğitimi verilen ancak ülkemizde ve dünyada denkliği bulunmayan (Ülkemizde Yüksek Öğretim Kurumunca onaylanmayan) pek çok mesleğin diploması (satın)alınabilmektedir. Çocukların ruhsal ve fizyolojik sağlıkları için, onlara zarar vermemek adına kim hangi konuda yetkin bilmekte fayda var. O nedenle bilginin kaynağını araştırmakta fayda var…

Uzm. Psk. Emine KAYA BİCAN

 


♣ Görseller alıntıdır.

Yukarı