Önce kendimden yola çıkabilirim…

Tanımadığım duyguyu farketmem güç olacaktır. Bilmediğim bir duyguyu deneyimleyen bir başkasının duygusunda ona eşlik etmemi de aynı zamanda güçleştirecektir.

  • Ben zorlu duyguları (üzüntü, öfke, kaygı vb.) nasıl deneyimliyorum?
  • Bu duygular bedenimde nasıl yankılanıyor?
  • Yüzümde, jest ve mimiklerimde neler değişiyor?
  • Böyle hissederken bana ne iyi geliyor?
  • Ne duyarsam/yaparsam iyi hissediyorum?

Ardından duygusal olarak sakin olup olmadığıma bakabilirim…

Ben sakin değilken, duygularım regüle değilken bir başkasına destek olmam çok da olası olmayacaktır.

Tıpkı uçaklarda olduğu gibi oksijen maskesini nasıl önce kendimize ardından desteğimize ihtiyaç duyan kişilere takıyorsak; duygusal olarak da önce kendimizi sakinleştirmeliyiz…

Sıra eşlikte… Peki nasıl?

Öncelikle yapılmaması gerekenler: Duyguları küçültmek, küçümsemek, dalga geçmek veya yok sayıp hiç bir şey olmuyormuş gibi davranmak…

Bu sebeple:

  • ”Abartma” “Abartıyorsun”
  • ”Bunda üzülecek/korkulacak/kaygılanacak ne var”
  • “Buna mı üzüldün/kızdın/kaygılandın”
  • ”Sakin ol/sakinleş” “Üzülme (veya hangi duyguysa)
  • “Ağlama” demiyoruz.

Eşlik ederken:

  • Aynalama ile başlayabiliriz. Gözlemlediğimiz duyguyu sözel olarak ifade ederek “… hissediyorsun.” diyebiliriz.
  • Hissettiklerini çizebilir misin/çizerek anlatabilir misin?
  • Burada seninleyim, güvendesin…
  • Birlikte derin nefesler alalım ister misin?
  • Sarılalım mı?
  • Ağlayabilirsin, senin yanındayım.
  • Sana nasıl yardım edebilirim? Neye ihtiyacın var?
  • Bunun hakkında konuşmak ister misin?

Burada en kritik noktalardan birisi sakin kalabilmek… Kendi duygularımız işin içine girmeye başladığında eşlikçi olma rolümüzü kaybediyoruz.

Bir diğer kritik nokta da sözcüklerle yaptığımız açıklamalarda duygulara yeterince alan bırakmamak… Kısa, öz ve net cümleler kafi olacaktır.

Kendimizden örnekler verebiliriz, ancak bu noktada kıyaslama yapmaktan kaçınmamız gerekmektedir. Zira hepimizin duyguları, deneyimleri kendine özeldir.

Kişinin hissettiği duygunun her türlüsünün kabul gördüğünü bilmesi, duyguyu ifade edebiliyor olması adına oldukça önemli… Ancak burada duygu ifade biçiminde kabul edilemez bir nokta varsa da bunun duygudan bağımsız olarak davranış özelinde onaylanmadığının altının çizilmesi gerekmektedir.

Örneğin: “Kardeşine kızdın, ancak ona zarar vermene izin veremem”

”Üzgün hissediyorsun ama eşyalara zarar vermene müsade edemem” vb gibi…

(Burada verdiğimiz mesaj: duygunu hissetmende herhangi bir sakınca yok, kabul edilmeyen şey senin davranışın)

Özet

  • İyi veya kötü duygular yoktur. Sadece bazı duygular daha zorlayıcı ve yoğun olur.
  • Duyguları aynalamak (yansıtmak) yoğun hislerin anlaşıldığını hissettirmesi bakımından önemlidir. Her türlü duygunun, duygudan kaçmadan kucaklanabileneceğini bize gösterir.
  • Duyguları yönetmek, onları bastırmak yok saymak veya küçümsemek anlamına gelmemektedir.
  • Duyguları tanımak, duyumsamak ve bir nehir gibi akmasına izin vermek gerekmektedir. İyi bir eşlikçi, akıp giden nehrin iki yakası gibi suyu tutar.

——————————————————————————————————–

Görsel alıntıdır.

Uzm. Psk. Emine KAYA BİCAN